Hyaluronic acid: osteoartritte etkili mi?

Haber

Hyaluronic acid: osteoartritte etkili mi?

Intra-articular hyaluronic acid (viscosupplementation) for osteoarthritis: is it effective?

Huai Leng Pisaniello, Shyan Goh, Rachelle Buchbinder,Aust Prescr 2026;49:16-21 10 February 2026

Hyaluronik Asit Enjeksiyonlarının Politik ve Ekonomik Anatomisi

Osteoartritte intra-artiküler hyaluronik asit (HA) enjeksiyonlarının etkisizliğine dair kanıtlar yıllardır birikmesine rağmen, bu uygulama birçok ülkede klinik pratiğin içinde kalmaya devam ediyor. Australian Prescriber değerlendirmesi bu durumu açıkça “kanıt–pratik kopukluğu” olarak tanımlıyor. Peki etkisi sınırlı, klinik anlamı tartışmalı bir tedavi neden hâlâ bu kadar yaygın?

Bu sorunun yanıtı tıptan çok sağlık politikası, geri ödeme mekanizmaları ve piyasa dinamiklerinde yatıyor.

1. “Bir şey yapılıyor” baskısı ve hasta beklentisi

Osteoartrit kronik, ilerleyici ve hastayı uzun süre ağrı ile baş başa bırakan bir hastalık. Egzersiz, kilo kontrolü ve fizik tedavi gibi etkili yaklaşımlar zaman ve emek gerektiriyor; hasta açısından “hemen sonuç veren” müdahaleler değil. Enjeksiyon ise hem hasta hem hekim için güçlü bir sembol:
Bir şey yapıldı.: Australian Prescriber’a göre HA enjeksiyonlarının algılanan faydasının önemli bir kısmı plasebo etkisi ve girişimin kendisine yüklenen beklentiden kaynaklanıyor. Ancak bu psikolojik rahatlama, tedavinin gerçekten etkili olduğu anlamına gelmiyor. Buna rağmen, “hiçbir şey yapmamak” ile “bir enjeksiyon denemek” arasında kalan hekim, çoğu zaman ikincisini seçiyor.

2. Geri ödeme sistemleri ve teşvik uyumsuzluğu

HA enjeksiyonlarının yaygın kullanımında en belirleyici faktörlerden biri geri ödeme politikaları. Birçok ülkede bu ürünler ya tamamen ya da kısmen karşılanıyor. Bu durum şu çelişkiyi doğuruyor: Kanıt zayıf, ama ödeme var.

Australian Prescriber, HA’nın etkili olmadığına dair kanıtlara rağmen geri ödeme sistemlerinin güncellenmemesinin, klinik pratiği fiilen yönlendirdiğini vurguluyor. Egzersiz programları, fizyoterapi veya kapsamlı hasta eğitimi çoğu zaman ya yetersiz karşılanıyor ya da hiç karşılanmıyor. Buna karşılık, enjeksiyon gibi tek seferlik, faturalandırılabilir işlemler sistem içinde daha görünür ve cazip hale geliyor.

3. Endüstri etkisi ve “zararsızdır” anlatısı

HA pazarı büyük ve parçalı; çok sayıda farklı molekül ağırlığında, farklı marka ve formülasyon bulunuyor. Endüstri, bu çeşitliliği bilimsel belirsizliği sürdürmek için kullanabiliyor:
“Belki bu ürün farklıdır.”, “Belki bu hasta grubunda işe yarar.”

Australian Prescriber, özellikle düşük ve orta kalitedeki çalışmaların, küçük ama istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar üzerinden etkinlik algısını canlı tuttuğunu belirtiyor. “Ciddi zararı yok” söylemi ise bu algıyı daha da güçlendiriyor. Oysa makale, HA’nın yararsız olmasının başlı başına bir sorun olduğunu; ayrıca bazı çalışmalarda advers olay riskinin plaseboya göre daha yüksek bildirildiğini hatırlatıyor.

4. Kılavuz dilinin politik yoruma açık olması

Uluslararası kılavuzlarda yer alan “koşullu”, “düşünülebilir”, “seçilmiş hastada” gibi ifadeler, bilimsel ihtiyat amacıyla yazılsa da pratikte kullanımı meşrulaştıran bir dil yaratıyor.
Australian Prescriber’a göre bu dil, çoğu zaman yanlış yorumlanıyor: “Tam yasak değilse, yapılabilir.”

Oysa kılavuzların asıl mesajı şu: Bu tedavi güvenilir bir fayda sunmuyor. Ancak bu mesaj, özellikle ticari ve hukuki baskıların olduğu sağlık sistemlerinde yumuşatılarak uygulanıyor.

5. Cerrahiyi erteleme arzusu

Hem hasta hem sistem açısından eklem protezi cerrahisi “son çare” olarak görülüyor. HA enjeksiyonları, etkisiz olmasına rağmen, cerrahiye giden yolu psikolojik olarak erteleyen bir tampon işlevi görüyor. Bu durum, gerçekçi olmayan bir beklenti yaratıyor: “Biraz daha idare edelim.”

Australian Prescriber, bu yaklaşımın hastayı uzun vadede daha iyi bir noktaya taşımadığını, aksine etkisiz müdahalelerle zaman kaybettirebileceğini vurguluyor.

6. Kanıta dayalı tıp ile piyasa gerçekliği arasındaki uçurum

Sonuçta HA enjeksiyonlarının varlığını sürdürmesi, bilimsel bir başarının değil; sağlık piyasasının işleyişinin sonucu. Etkisi sınırlı bir ürün, hasta beklentisi, geri ödeme, endüstri pazarlaması ve belirsiz kılavuz dili birleştiğinde klinik hayatta yer bulabiliyor.

Australian Prescriber’ın vardığı sonuç şu: HA enjeksiyonları osteoartritte etkili oldukları için değil, sistem onları yaşattığı için kullanılıyor.

Not: Hyaluronic acid Türkiyede SGK tarafından göz damlası olarak kullanımı hariç, diz oseoartriti, estetik dolgu maddesi ve yara koruyucu olarak geri ödenmemektedir. Buna mukabil sağlık bakanlığı tarafından ruhsatlı ürünlerdir.